“merhaba kaan; ilerleyen zaman içersinde sana bolca sorularım olucak bunlardan ilki boy abdesti; bu konu hakkında değişik yorumlar yapılıyor, dinimizce boy abdestinin gerçeği nedir? kuran-ı kerimde boy abdesti nasıl geçiyor? bildiğimiz normal abdesten farkı ve detayları nedir?”
*****
sorunun cevabı yazının devamında.. aşağıdaki linki tıklayın.
öncelikle ufak bir kelime oyunu.. zira yazının devamında bu güne kadar yapılagelen başka bir kelime oyunundan, o kelime oyununun nasıl dinin bir emriymiş gibi hayatımıza girdiğinden bahsedeceğiz.. bu yüzden önce biz kelime oyunumuzu yapalım.
kuran’ da abdest diye bir şey yok. namaz diye bir şeyin olmadığı gibi…
yani..
kuran’ ın orijinal metninde “abdest” kelimesi bir kez dahi geçmez.. “namaz” kelimesinin geçmediği gibi..
abdest kelimesi de, namaz kelimesi gibi türkçe’ ye farsça’ dan girmiştir. kuran’ da bizlerin “abdest” dediği namaz öncesi hazırlık için özel bir isim kullanılmaz, namaz içinse “salat” kelimesi kullanılır.
peki, bizlerin farsça’ dan apartıp “abdest” dediğimiz namaz öncesi hazırlık, kuran’ a göre nedir, nasıl yapılır?
burada kelime oyunumuza bir ara verip, kavram kargaşası yaşanmaması için “abdest” kelimesini kullanmaya devam edeceğiz.
KURAN’ DA ABDEST
kuran’ da abdest bir ayetle farz kılınır :
“İnananlar! Namaza kalktığınız zaman yıkayın: (1) yüzünüzü, (2) dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayın: (3) başınızı, (4) ve topuklara kadar ayaklarınızı da. Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanınız. Hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve kollarınızı onunla sıvazlayın. ALLAH size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz.” (5:6)
kuran’ ı ikinci hatta üçüncü plana itip, uyduruk hadisleri, sünnetleri, mezhep imamlarının, mollaların, şeyhlerin görüşlerini dinin temel dayanağı yapmaya çalışanlar, bizler “sadece kuran, tek başına kuran” dedikçe hep aynı tekerlemeyi söyler durur. “hadisler olmazsa namazı nasıl kılacaksınız, abdesti nasıl alacaksınız?”
oysa tam, eksiksiz ve detaylı olan kuran, namazı olduğu gibi abdesti de her detayıyla açıklamıştır.
ABDEST NE ZAMAN ALINIR?
kuran’ a göre abdest, sadece namaz öncesi alınır. daha doğrusu bizim “abdest” kelimesiyle ifade ettiğimiz seremoni, kuran’ da namazdan önce yapılması gereken bir hazırlık olarak emredilir. bunun haricinde başka bir zamanda, başka bir eylemden önce abdest alınması gerekli değildir. abdest, sadece namaz kılmadan önce alınır.
ABDEST NASIL ALINIR?
kuran’ a göre abdest, dört adımda alınır.
1. yüz yıkanır
2. eller dirseklere kadar yıkanır
3. saçlar veya baş, ıslak / nemli elle bir kere sıvazlanır
4. ayaklar mevsime ve fiziki duruma göre yıkanır ya da nemli elle topuklara kadar sıvazlanır
bütün bu hareketler birer kere yapılır. bunların haricinde ağza ve burna su çekme, enseyi, kulağı sıvazlama, elleri yıkarken parmakları belli bir sırayla yıkama gibi hareketler kuran’ da emredilen abdestte yoktur.
ayette ayakların ne yapılması gerektiği bir kelime esnekliğiyle ifade edilmiştir.
ayette geçen “vemsehu bi ruusiküm ve ercüleküm ilel ka’beyn” ifadesi, arapça’ nın dil esnekliği sayesinde ayakların hem yıkanabileceği, hem meshedilebileceği anlaşılabilecek şekildedir.
bu durumda ayetin ilgili kısmını şu şekilde de tercüme edebiliriz :
“Ey iman sahipleri! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin veya yıkayın.”
yani abdestin dördüncü ve son adımı olan ayaklar, yıkanabilir de nemli elle sıvazlanabilir de.
buna karar verecek olan kişinin kendisidir. ayakların yıkanması, hava şartları, kıyafetin, zeminin kirlenmesi ya da ıslak ayakla zemine basılması halinde ayağın tekrar kirlenmesi, ayakları yıkayacak fiziki veya bedeni durumun mümkün olup olmaması gibi kıstaslarla kişi tarafından belirlenir. örneğin hava çok soğuksa, ayaklar yıkanmadan sıvazlanabilir. aynı şekilde, ıslak ayakla döşemeye basıldığında döşeme zarar görecek, kirlenecekse, yahut bu şekilde ayaklarımız tekrar kirlenecekse, nemli elle sıvazlamak yeterlidir. şüphesiz Allah bu esneklik ile kullarına kolaylık sağlamıştır.
abdestin bu dört adımın haricinde bir şekli / şartı yoktur.
ABDESTİ NE BOZAR?
kuran’ da abdesti bozan şeyler iki maddeyle sınırlanmıştır. büyük ya da küçük tuvalet ihtiyacını gidermek ve cinsel ilişkide bulunmak/boşalmak.
kuran’ da ayetin ilgili kısmı yani “yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş” ifadesinde, “tuvalet” olarak çevirdiğimiz kelimenin aslı “gait” tir. “çukur olan yer” anlamına gelir. tuvalet günümüzde çeşitli anlamlara geldiğinden, banyoların, tuvaletlerin modernleşmesi ile “tuvalete gitmek” eylemi bir çok anlama işaret edebileceğinden, kelimenin tam türkçesi “ayak yoluna / helaya gitmek” olarak da çevrilebilir. sonuçta ne şekilde çevrilirse çevrilsin, abdesti bozan şeylerden biri, büyük ya da küçük tuvaletini yapmaktır.
ayette “cinsel ilişkide bulunmak / kadınlara dokunmak” şeklinde çevrilen kısımlar ise geneli kapsar. arapça’ da “kadınlara dokunmak” bir deyimdir ve cinsel ilişkiyi ifade eder. buradaki “dokunmak” kelimesi, fiziken tensel temas, yani el sıkışmak, tokalaşmak, saçına, yüzüne vs. dokunmak değil, “cinsel ilişkide bulunmak” anlamında mecazdır. aynen türkçe’ de “birlikte olmak” ya da “yatmak” kelimelerinde olduğu gibi.
ayet “kadınlara dokunmak / kadınlarla cinsel ilişkide bulunmak” demiştir. lakin bir erkek kadınla cinsel ilişkide bulunduğunda, doğal olarak kadın da erkekle cinsel ilişkide bulunmuş olur. bu yüzden “bu sadece erkeklere yönelik mi?” şeklinde sorular spekülatiftir.
aynı şekilde kuran genelinde “cinsel ilişkide bulunmak” eylemi, iki cins arasındaki ilişkinin en uç noktasını işaret eder. yani kuran dilinde bu “ilişki”, boşalma ile son bulan cinsel ilişkidir. son nokta “boşalmak” olduğundan, cinsel ilişkide bulunmak gibi, masturbasyon da abdesti bozar. konumuzun bu üç paragraflık kısmı, aynı zamanda “boy abdesti” kavramında da karşımıza çıkacak.
bu iki durumun yani “tuvalete gitmek” ve “cinsel ilişkide bulunmak” haricinde abdesti bozan başka bir durum yoktur. gaz çıkarmak, uyumak, uyuklamak, sarhoş olmak, bir yerin kanaması, kusmak vs. gibi mezhepçilerin onlarca maddelik listeleri kuran’ da yoktur. bu gibi şeyler abdesti bozmaz.
ABDESTİN AMACI NE?
yaygın bilinen ve ilk akla gelen şey, “temizlik” tir. ancak namaz öncesinde yapılması emredilen “abdest” dediğimiz hazırlık aşamasının amacı temizlik değildir. zira asıl amaç temizlik olsaydı, önce eller yıkanır, daha sonra temiz eller ile yüz, baş ve ayaklar yıkanırdı. oysa kuran önce ellerin temiz olup olmadığına, ya da kirliyse iyice temizlenmesi gereğine bakmadan yüzü yıkattırır. buradaki sıralama, semboller içerir ve amaç maddi bir temizlik, yani su ile kirlerin giderilmesi değil, manevi bir temizliğin, sembolleştirilmesidir. bu konuyu ileride daha detaylı olarak işleyecek ve sembolleri açıklayacağız.
BOY ABDESTİ / GUSÜL
yazının en başında “abdest” kelimesini kullanarak biz bir kelime oyunu yapmıştık.
oysa şimdi açıklayacağımız kelime oyunu, yüzlerce yıldır “gerçek” gibi bizlere sunuluyor.
ne kuran’ da, ne islam’ da “boy abdesti / gusül” diye bir abdest çeşidi yoktur. bu şekilde özel bir seremoni, özel bir tören yoktur.
hele hele bunun her cinsel ilişkiden, her boşalmadan sonra tekrarlanması gibi bir durum hiç yoktur. aynı “cenabetlik” , “cünupluk” diye bir lanetli bir halin, durumun var olmadığı gibi..
KURAN’ DAKİ YERİ
“boy abdesti” ismi uydurulan ya da arapça orijinali “gsl” den apartılarak türkçe’ ye uyarlanan cinsel ilişki sonrası temizlik, kuran’ da iki surede geçer. bunlardan biri yazımızın başına verdiğimiz maide suresidir :
““İnananlar! Namaza kalktığınız zaman yıkayın: (1) yüzünüzü, (2) dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayın: (3) başınızı, (4) ve topuklara kadar ayaklarınızı da. Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanınız. Hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve kollarınızı onunla sıvazlayın. ALLAH size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz.” (5:6)
bir diğer ayet ise :
“İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar namaza durmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa dokunup yüzünüze ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. ALLAH Affeder, Bağışlar.” (4:43)
ÖZEL BİR ABDEST ÇEŞİDİ DEĞİL, YIKANMAK..
iki ayette de, namazdan önce “abdest” ismi verilen bir temizlik seremonisi emredilir. ancak heri ki ayette de cinsel ilişkide bulunulduysa abdest yerine “yıkanmak” emredilir.
her iki ayette de geçen kelimenin tam anlamı “yıkanmak” , “iyice temizlenmek” tir.
bu kelimenin arapça orijinali olan “gsl” yani “gusül”, türkçe’ ye aynen alınmıştır.
önce arapça kelimenin aynısı, “gusül” yani “yıkanmak” kullanılmış, ardından farsça’ da gelme abdest kelimesi de eklenerek “gusül abdesti” ismi uydurulmuştur. “boy abdesti” kelimesi de aynı şekildedir.
kelimelere anlamları açısından bakarsak, “yıkanmak” gibi açık bir kelimeyi, “yıkanmak abdesti” şeklinde ne idüğü belirsiz bir şeye dönüştürmedeki saçmalık göze batacaktır.
kuran, evrensel bir kitaptır. kuran, her insana, her yöreye, her çağa hitap eder.
bu yüzden bu gibi konularda kuran, ortak müşterekte evrensel emirler verir.
yıkanmak da, aynı yeme-içme gibi kültürden kültüre, yöreden yöreye, çağdan çağa değişen uygulamalara sahiptir.
bundan bin yıl önce insanlar arabistan’ da farklı, anadolu’ da farklı şekillerde yıkanıyordu. yüz yıl önce insanlar türkiye’ de farklı biçimde yıkanırken, avrupa’ da farklıydı.. şu an da türkiye’ de insanlar farklı yıkanır, alaska’ da farklı, afrika’ da farklı, amerika’ da farklı..
hatta aynı evin içinde, aynı banyoyu kullanarak, aile bireyleri farklı şekillerde yıkanır.
kuran, cinsel ilişkide bulunduktan sonra, namaz kılmadan önce “YIKANMAYI” emretmiştir.
her hangi bir yıkanma şekli belirtmemiştir, belirtmez. çünkü o zaman “evrensellik” ilkesi ortadan kaybolur.
kuran “YIKANIN” der. duş mu alırsınız, küvete mi uzanırsınız, hamama gider kese mi yaptırırsınız, derede nehirde dalıp çıkar mısınız, küvetin içine plastik tabure koyup, plastik kapla başınızdan aşağı su mu dökersiniz… karışmaz.
cinsel ilişkiden sonra yıkanma emri, namaz öncesi abdestin tersine “temizlik” amaçlıdır.
bu yıkanmanın herhangi bir ekstra koşulu, şartı yoktur.
yani önce baştan aşağı, sonra omuzlardan aşağı, sonra ağza, burna vs. şeklinde bir sıralaması, ritüeli yoktur.
her zaman nasıl yıkanıyorsanız, o şekilde yıkanmanız gerekli / yeterlidir.
“iğne ucu kadar kuru yer kalmayacak” , “oje, dövme, kalıcı makyaj varsa sayılmaz” gibi kurallar kuran’ da yoktur. bunlar uydurmadır.
CENABET YALANI
nasıl ki bildiğimiz “yıkanma” eylemi, “yıkanma abdesti” uyduruk ismiyle, uyduruk bir dini ritüel haline getirildiyse, kuran’ ın “cinsel ilişkide bulun(ul)muş” anlamında kullandığı “cünub” kelimesi de “cünub / cenabet” ismiyle bir batıl inanca çevrilmiştir.
“cünub” kelimesi kuran’ da cinsel ilişkide bulunulması durumundan sonrası için kullanılır. yani en açık haliyle, kişi boşaldıktan sonra “cünub” olur.
bu cünubluk durumundan yani boşalmadan sonra, ister hemen, ister bir - iki saat sonra.. kişi namaz kılacağı zaman, normal zamanda abdest alması gerekirken, bu defa “yıkanması” gerekir.
yani bu “yıkanma” durumu namaz kılmaya özeldir. eğer namaz kılınmayacaksa, bu yıkanma durumu da ertelenebilir. günümüzde, insanların neredeyse günde iki defa duş alacak rahatlığa, imkana ve bilince sahip olduğu düşünüldüğünde, bu ertelenen sürenin çok uzamayacağı da muhakkaktır.
bu yüzden “cenabet hali” denilen, uğursuzluk getirdiği söylenen, her adımda, her nefeste günah yazıldığı iddia edilen, belli işlerin yapılamayacağı, kelimenin tam anlamıyla “lanetli” bir hal, bir zaman dilimi, böylesine bir batıl inanç kuran’ da yoktur.
“cenabetlik hali” ve onun uğursuzluğuna uydurulan hikayeler büyük ihtimalle boşalmadan sonra yaşanan duygusal tepkilerin, suçluluk psikolojisinin bir ürünüdür.
TEYEMMÜM
kuran, abdestle ilgili iki ayette, su bulunamaması durumunda, toprakla abdest almayı öğütler.
iki ayette de, hastalık ve yolculuk hallerinde abdest almanın ve yıkanmanın zor olduğu durumlarda veya su bulunamazsa, temiz bir toprağı yüze ve ellere sürerek sıvazlamak alternatif olarak bildirilmiştir.