27th
misyonerlere göre isa, kuran'a göre isa...
sitemizde google reklamları yayınlanıyor biliyorsunuz. her türlü sitenin reklamları belli parametrelere göre çıkabiliyor bu alanlarda. çok ekstrem durumlar oldukça müdahale etmiyorum bu duruma. açıkçası tek tek tespit edip engellemek de zor ve hangi sitenin reklamının orada çıkacağını önceden bilmek de imkansız. her girişe farklı bir reklam çıktığından daha da zorlaşıyor. işin daha da açığı bu tür bir sansüre etik anlamda da karşıyım.
bu reklamlardan bir tanesinde, ülkemizde uzun zamandır ama yoğunlukla son yıllarda sayıları ve etkinlikleri artan misyoner kuruluşların birine rastladım. başlığı ilgimi çekti, tıkladığımda açılan sayfada ücretsiz dağıttıkları bir kitabın tanıtımı vardı. sipariş ettim, iki-üç gün geçmedi, göndermişler. ince bir kitapçık. toplam 20 sayfa kadar. kuran’ da isa peygamber ile kurtuluşun müjdelendiğini iddia ediyor.
daha açar açmaz yanlışlar gözüme çarpmaya başladı. beş dakika sürmedi tümünü okumam. bu kitabı alıp okuyanlar, ileride bir şekilde okuyacak olanlar olabilir. konuyu kurani açıdan irdelemek istedim.
kitap, “araştırmalarımız sonucu kuran’ da sonsuz yaşam umudu taşıyan şaşırtıcı bir gerçeğe rastladık” cümlesi ile başlıyor. sonsuz yaşamdan kasıtları, dillerinden düşürmedikleri “göklerin melekutu” olmalı..
hemen ardından ali imran suresi’ nin 42 ve 47. ayetlerini sıralamışlar. (bu ayetleri “Meryem Ana Gerçeği : Meryem Hermaphrodite Miydi?” yazımızda detaylı incelemiştik.)
ayetleri sırayla biz de okuyalım :
“Melekler şöyle demişti: “Meryem, ALLAH seni seçip arındırdı; seni tüm kadınların üzerine seçti.”
““Meryem, Rabbine teslim ol, secdeye kapan, eğilenlerle birlikte eğil.””
“Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kura çekerlerken sen onların yanında değildin; çekiştikleri zaman da sen onların yanında değildin.”
“”Melekler demişti ki: “Meryem, ALLAH seni kendisinden bir Söz ile müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da ahirette de önderlerdendir ve (Tanrı’ya) yakın olanlardandır.””
““Beşikteyken de büyüyünce de insanlarla konuşacak ve iyilerden olacak.””
“(Meryem), “Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da çocuğum olur,” deyince, şöyle cevap verdi: “ALLAH dilediğini böyle yaratır. Herhangi bir şeyin olmasını dilediği an ona ‘Ol’ der ve o şey oluverir.” (3:42-47)
bu ayetleri verdikten sonra, kitabı hazırlayanlar bir kaç ekleme yapmışlar ve sorular sormuşlar.
“adem’ in soyundan gelenler sürekli günahla mücadele halindeydi. eğer adem’ in soyundan gelmemiş olsalardı, kutsal olma şansları olacaktı. ama sadece hz. isa tamamen kutsaldır” şeklinde bir tespit eklenmiş ayetlerin sonuna.
bu tespitlerine kuran ne diyor bakalım?
“……. ALLAH’ın kutsal saydığı cana haksız yere kıymayın. Bunlar, düşünesiniz diye O’nun size verdiği öğütlerdir.” (6:151)
“ALLAH’ın kutsal kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. …..” (17:33)
kuran’ a göre her insan, her can, her nefs kutsaldır.
yani iddia ettikleri gibi sadece isa peygamber değil, bütün insanlar (iyi/kötü, inanan/inanmayan) “kutsal” dır.
üstelik Allah, peygamberler arasında bu tür bir ayrım yapılmasını da yasaklar :
“Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da… Hepsi, ALLAH’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: “Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.” Derler ki: “İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.”” (2:285)
“ALLAH’a ve elçilerine inanan ve onların hiçbiri arasında ayırım yapmayanların da ödüllerini ileride verecek. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.” (4:152)
Allah her ne kadar elçilerin kimini, diğerine “üstün kıldığını” da söylemişse de (2:253) şüphesiz bu, peygamberlere bahşedilen çeşitli mucizeler ve özelliklerdir, ayrım veya üstünlük değildir.. Allah, peygamberi arasında ayrım yapmamızı istemez.
kitapta burada bir husus daha göze çarpıyor. “bildiğiniz gibi İsa yaşamı boyunca hiç günah işlemedi” denilerek, kuran dışı bir konu, ayetlerin arasına sokuşturulmuş.
kuran, hiç bir yerde isa peygamber’ in tamamen günahsız olduğundan bahsetmez. aksine kuran, muhammed peygamber ddahil tüm peygamberlerin birer insan olduğunu vurgular :
“De ki, “Ben, sadece sizin gibi bir insanım. ……….” (41:6)
yine kuran’ da peygamberlerin herkes gibi birer insan olmasını küçümseyenlerin sözlerine de cevap verilir :
““Ona bir melek indirilmeli değil miydi!,” diyorlar. Bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu. Onlara zaman da verilmezdi. Onu bir melek yapsaydık, onu bir adam biçiminde gönderir ve mevcut kuşkuları içinde bırakırdık.” (6:8-9)
“ Halkının ileri gelen inkarcıları, “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Üzerinize egemen olmak istiyor. ALLAH dileseydi bir melek indirirdi. İlk atalarımızdan böyle bir şey işitmedik” (23:24)
“Onlara, “ALLAH’tan başkasına tapmayın,” diye önlerinden ve arkalarından elçiler gitmişti. Onlar ise, “Rabbimiz dileseydi bir melek indirebilirdi. Bundan ötürü sizin getirdiğiniz mesaja inanmıyoruz,” dediler.” (41:14)
kısacası, kuran ışığında görüyor ve anlıyoruz ki, isa peygamber de tüm diğer peygamberler gibi bir insandır. peygamberler melek değildir, melekler gibi günahsız, eksiksiz olamazlar. kuran, isa peygamber’ in tamamen günahsız olduğunu söylemez. ancak bu konuda bir bilgi de vermez. kuran’ ın bize açıklama gereği duymadığı bu gibi detayların peşine düşmek gereksizdir.
kitanın bir diğer sayfasında, “isa Allah’ ın sözüdür” ifadesi geçiyor. 3:45 ayetinde geçen “söz” kelimesinin mahiyetini, meryem ile ilgili yazımızda açıklamıştık. Allah’ ın sözü olan isa değil, meryem’ e gelen müjdedir.
kitabın devamında, 3:48-54 ayetleri sıralanmış.
3:50 ayetine yer verirken, ufak bir kelime oyunu yapmışlar.
“” ‘Benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve size haram edilen bazı şeyleri helal etmek için gönderildim. Size Rabbinizden bir kanıt getirdim. ALLAH’ı dinleyin ve beni izleyin.” (3:50)
misyonerlerin kitabında, ayetin sonundaki “izleyin” olarak çevirdiğimiz kısım “itaat edin” olarak verilmiş. kimi meallerde bu çeviriye rastlayabiliyoruz gerçekten de. aynı şekilde muhammed peygamber’ den bahseden kimi ayetlerde de ehli-i sünnet tefsirciler “itaat edin” tercümesine bol bol başvurur.
ancak unutulmamalıdır ki, peygambere itaat / peygamberi izlemek, ona bir lider, bir devlet başkanı olarak uymak, ancak dini anlamda onun kendisine değil, aracılık ettiği vahye/mesaja itaat etmek, tabi olmaktır.
yine 3:52 ayetini de kitaba koyarlarken, kullanmaları gereken “müslüman” kelimesini “lekesiz bir iman sahibi” olarak vermeyi tercih etmişler.
“İsa onlardan inkarcı bir tavır sezince, “ALLAH yolunda kim bana yardımcı olacak,” dedi. Öğrencileri, “Biz ALLAH’ın yardımcılarıyız; ALLAH’a inandık. Müslüman oluşumuza tanık ol,” diye karşılık verdiler.” (3:52)
bilindiği gibi, daha da önce de yazdığımız üzere, müslümanlık muhammed peygamber ile başlamamıştır. müslümanlık / islam, genel olarak, Allah’ ı tek tanrı olarak bilip, onun emirlerine uyan tüm dinlerin/inananların ismidir. müslüman, teslim olan, islam ise teslim olmak demektir. ibrahim peygamber de, nuh peygamber de, musa, isa ve muhammed peygamber de müslümandı.
ancak kitabı bastıran hristiyan cemaati, “müslüman” kelimesinin günümüzdeki kullanışından ötürü, bu tür bir çeviri tercihi yapmış olmalı.
kitabın bunu takip eden sayfalarında, incil’ den bölümler aktarılmış ve isa peygamber’ in incil’ e göre ölüleri nasıl dirilttiğine yer verilmiş.
isa peygamber’ in ölüyü diriltmesi, çamurdan yaptığı kuş heykellerini kuşa çevirmesi, körlerin görmesini sağlaması ve cüzzamlıları iyileştirmesi kuran’ da da geçen mucizeleridir.
““İsrailoğullarına gönderilen bir elçi olarak (diyecek ki): ‘Ben size, Rabbinizden bir kanıt ile geldim. Size balçıktan kuş heykeli yapıp ona üflerim ve ALLAH’ın izniyle bir kuş oluverir. ALLAH’ın izniyle körü ve cüzamlıyı iyileştirir, ölüyü diriltirim. Ne yediğinizi ve evlerinizde neler biriktirdiğinizi size bildirebilirim. İnanacaksanız bu kanıtlar sizin için yeterlidir.” (3:49)
ayetlerdeki vurgular dikkate alındığında kesin olarak bilinmelidir ki, bunlar isa peygamber’ in kendi olağanüstü güçleri değil, Allah’ ın ona bahşettiği mucizelerdir. bütün bunlar Allah’ ın dilemesi ve izni ile olmuştur ve inanmayanlar için birer kanıt niteliğindedir.
kitabın bir diğer sayfasında okuyucuya bir soru yöneltiliyor; “eğer evime gelmek istiyorsan ve yolu bilmiyorsan yolu sana en iyi kim tarif edebilir?” bu soruyla, isa peygamber’ in (incil’ e göre) ölüp tekrar diriltilmesine atıfta bulunulmuş. ayrıca isa peygamber’ in “gidip geri gelen” biri olarak, insanlara rehberlik/aracılık/şefaat edeceği imasında bulunulmuş. kuran’ a bakalım :
“ALLAH İsa’ya şöyle demişti: “Senin dünyadaki hayatına son vereceğim ve kendime yükselteceğim ……” (3:55)
kuran’ a göre, isa peygamber kesin olarak ölmüştür. isa’ nın ölmediği, gömüldükten üç gün sonra dirilip göğe yükseldiği tahrif edildiği kuran’ ca da doğrulanan incil’ de, Allah’ ın isa’ yı bir benzeriyle değiştirdiği ve onu canlı canlı göğe çıkardığı da uyduruk hadis rivayetlerinde geçer, kuran’ da değil. kuran’ ın verdiği bilgiye göre, isa peygamber’ in nefsi (bilinci) bir daha geri dönmemek üzere alınmış yani isa peygamber ölmüş, inkarcılar ise onun cansız bedenine işkence yapmışlardır.
yine kuran, kim olursa olsun ahiret gününde şefaat (aracılık) olmayacağını da kesin bir dille söyler :
“İnananlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de şefaatin (aracılığın) olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimizden dağıtın. İnkar edenler zalimlerdir.” (2:254)
“ Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez.” (2:48)
“Kimsenin kimseden yana bir şey ödeyemediği, hiç kimseden fidye alınmadığı ve hiç kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamadığı ve yardımın kesildiği bir günden sakının.” (2:123)
kuran’ a göre şefaat, gerçeğe tanıklık etmektir (20:109, 43:86, 78:38). ahiret gününde ister peygamber olsun, ister başka bir kul, hiç kimse bir diğer kişiyi sorgudan ya da cezadan kurtaramaz. (82:19)
kuran’ ın 5:109-118 ayetleri özellikle ahiret gününde peygamberlerin diriltildiğinde Allah ile aralarında geçecek konuşmaları aktarması bakımından ilginçtir. 5:116,117 ve 188 ayetlerinde, Allah isa peygamber’ e soru yöneltir ve isa peygamber, yaşadığı müddetçe insanlara tanık olduğunu, öldükten sonra ahirete kadar geçen zaman hakkında ise hiç bir bilgisi olmadığını söyler.
kitapta bir başka satırda ise, insanların kendi çabaları ile cennete gidemeyecekleri iddia ediliyor. şüphesiz bu, kuran’ ın bir çok ayeti ile ters bir ifade. en basit örnek olarak :
“İnanıp erdemli davrananları, içlerinde ırmaklar akan cennetlerle (bahçelerle) müjdele. Kendilerine oradaki ürünlerden rızıklar sunulduğunda “Bu, daha önce bize sunulan nimetlerdir,” derler. Böylece, kendilerine mecazi tanımlar (benzetmeler) verilir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar.” (2:25)
kuran’ a göre, hangi dinden olursa olsun, Allah’ a inanan, ona ortak koşmayan, ahiret gününe inanan ve erdemli, iyi bir hayat kuran herkes için cennet müjdelenmiştir.
kitapta, isa peygamber’ in insanların cennete gidebilmesi için “en iyi” ve “tek” rehber olduğunu belirten bir çok kısım daha var.
kuran’ ı incelediklerini ve şaşırtıcı tespitlerde bulunduklarını iddia eden bu arkadaşlar için ben de bir tespitte bulunmak istiyorum. yine kuran’ dan :
“De ki, “Kitap halkı, doğruya tanık olduğunuz halde neden ALLAH’ın yolunu değiştirmeye yeltenerek inananları saptırıyorsunuz? ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir.”” (3:99)