din kültürü | makaleler RSS


"İŞTE BİZ AKLINI KULLANAN BİR TOPLUM İÇİN AYETLERİ BÖYLE AÇIKLIYORUZ"

Arşiv - Tüm Yazılar

bu sayfadaki yazılar ile ilgili söyleyecekleriniz / soracaklarınız varsa: kaan@kaangoktas.com'a e-posta atabilir ya da iletişim formunu kullanabilirsiniz.

Archive

May
27th
Wed
permalink

fala inanma

rüyalar yoluyla geleceği görmek mümkün mü? vizyon (sanrı) yoluyla geleceği görmek mümkün mü? tarot, kahve vs. falları ile geleceği görmek münkün mü? geleceği kimler bilebilir?

en komplike şekliyle nostradamus’ undan, vanga’ sına, medyum bilmemkimlerine, en basit şekliyle evde bakılan “masum” bir kahve falı ya da kafelerdeki tarot fallarına, her gün gördüğünüz rüyalarınıza kadar geleceği ve bilinmeyenleri bilmek… daha doğrusunu bildiğini zannetmek, bilinebileceğine inanmak…

“gayba” duyulan bu özlem hayatımızın her aşamasına işlemiş durumda…

bu “geleceği bilme” ya da “bilinmeyenlerden haber verme” safsatalarının bir kısmının islam’ la zaten alakası yok. bir kısmı ise islam’ ın adı kullanılarak saptırılmakta, masum insanlarımız aldatılmakta…

“cinlerin kendisine haber getirdiğini” söyleyen sözde hocalar, “Allah tarafından kendisine bu yeteneğin verildiğini” iddia eden düzenbazlar, görülen rüyaları peygamberimize aitmiş gibi gösterilen yalan hadislerin arkasına sığınarak tahlil etmeye çalışanlar…

kurani açıdan şunu yazının en başında söyleyebiliriz : “geleceği ve bilinmeyenleri bilmek sadece Allah’ a mahsustur. Allah, sadece razı olup dilediği bazı kullarına, geleceğin veya bilinmeyenlerin bilgisinin bir kısmını, vahiy olarak bahşeder.”

bunu bize kuran söylüyor. o halde yazımıza başlamadan önce diyebiliriz ki :

1- geleceği ve bilinmeyen şeylerle ilgili bilgileri Allah’ tan başkası bilemez.
2- geleceği veya gaybı peygamberler bile kendi güçleriyle, hikmetleriyle bilemez.
3- Allah bu bilgileri dilediğine verir, ancak bu bilgi verme vahiy yoluyla olur.
4- bu üç maddenin ortak tahlili olarak; bir kişi “ben geleceği görüyorum” , “gaybtan haber veriyorum” diyorsa “Allah’ tan vahiy aldığını” iddia ediyor demektir.

o halde önce kuran dili açısından “gayb” ın ne olduğunu cevaplandıralım :

“الغيبGayb”, sözlüklerde “şekk, gizli olan, görünmeyen, belirsiz” olarak tanımlanmıştır. (Lisanü’l-Arab; c:6, s:704,705) Bu tanım, “gayb”in karşıt anlamlısı olan “ شهودşühûd ve شهادة şehadet [aşikar]” kavramından hareketle biraz daha açılacak olursa, “gayb”ın da vasıtalı ya da doğrudan duyu organları ile algılanamayan, insanın kendi kendine edinebileceği bilgilerle özellikleri kavranamayan her türlü olay, nesne veya mekân gibi şeyler olduğu söylenebilir. Yani herhangi bir şeyin “gayb” sayılabilmesi için o şeyin algılanamaması, öğrenilememesi gerekir. Eğer o şey, herhangi bir araç yardımıyla bile olsa algılanabiliyor ve öğrenilebiliyorsa “gayb” olmaktan çıkar, “aşikâr” olur.” (Hakkı Yılmaz - İşte Kuran)

örneğin hamile bir kadının, doğuracağı çocuğun cinsiyeti, gayb değildir. bu çocuğun kaç yaşında, nerede öleceği gaybtır. bir hafta sonra havanın nasıl olacağı gayb değildir, bir hafta sonra falan tarihte, falan saatte başımıza ne geleceği gaybtır.

kuran’ da gaybın bilgisinin sadece ve sadece Allah’ a ait olduğu bir çok ayette açıkça verilmiştir :

“Gizliliklerin anahtarı onun elinde. O’ndan başkası onları bilmez. Karada ve denizde ne varsa onları bilir. Bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlığında bir tane, yaş veya kuru hiçbir şey yok ki apaçık bir kitapta kayıtlı olmasın.” (6:59)

““O’na Rabbinden bir mucize indirilmeli değil mi,” diyorlar. De ki: “Gizemler ALLAH’ın yanındadır; öyleyse bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim.“” (10:20)

“De ki, “Göklerde ve yerde, ALLAH’tan başka kimse geleceği bilemez. Ne zaman dirileceklerinin bile farkına varmazlar.”” (27:65)

yine kuran’ a göre peygamberler kendi güçleri ve hikmetleriyle geleceği ve gaybı bilemezler. Allah sadece dilediği bazı kullarına, gaybın bilgisinin dilediği kısmını vahyeder :

“ De: “ALLAH’ın hazineleri benim yanımda demiyorum size. Gizlilikleri de bilmiyorum. Size, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Sadece bana vahyedileni izliyorum.” Şunu da söyle: “Kör ile gören bir mi?”” (6:50)

“De ki: “ALLAH’ın dilediğinden başka ben kendime ne bir yarar ne de bir zarar veremem. Gizliyi bilseydim mal varlığımı arttırırdım, bana kötülük de dokunmazdı. Ben ancak inanan bir topluma bir müjdeci ve uyarıcıyım.”” (7:188)

“Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kura çekerlerken sen onların yanında değildin; çekiştikleri zaman da sen onların yanında değildin.” (3:44)

“Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberleridir. Ne sen, ne de senin halkın bundan önce onları bilmezdi. Sabret. Sonuç, erdemlilerindir.” (11:49)

“Bunlar, sana vahyettiğimiz geçmişin haberleridir. Onlar topluca karar alıp düzen kurarlarken sen onların yanında değildin.” (12:102)

“O geleceği bilendir; ve O sırrını hiç kimseye göstermez.” / “Ancak seçtiği bir elçi hariç; nitekim O, o elçiden önceye ve sonraya ait bir gözlem sunar.” (72:26-27)

“ALLAH elçileri topladığı gün: “Size ne cevap verildi,” der. “Bir bilgimiz yok. Gizemleri sen bilirsin,” derler.” (5:109)

yukarıda verilen ayetlerin yanı sıra, sadece Allah’ ın gaybı bileceğini, dilediği kullarına bu bilginin bir kısmını vahiy yoluyla bildirebileceği ile ilgili bir çok ayet daha bulunmaktadır. (ayetlerin tam listesi için yazının sonuna bkz.)

ancak tüm bu ayetlerin genel anlamı ve kuran’ ın bütününden konuyla ilgili çıkan tek mesaj yukarıda da tekrarladığımız gibi tektir ve nettir : geleceği Allah’ tan başkası bilemez. geleceği bildiğini iddia eden kişi, Allah’ tan vahiy aldığını iddia etmektedir. Allah’ ın dilediği kullarına veya peygamberlerine vahiy olarak geleceğin bilgisini verdiği olaylar kuran’ da anlatılmıştır. peygamberimize geleceğin bilgisinin verildiği zamanlar da (mekke’ nin fethinden önce bunun bildirimesi gibi) yine kuran’ da yer almıştır. kuran, ne peygamberlerin, ne başka kimsenin bu bilgilerin ve Allah’ ın vahyetmelerinin dışında kendi güç ve hikmetiyle geleceği bilemeyeceğini açıkça söyler.

burada bir not düşmekte yarar var. Allah, tam ve eksiksiz olan kuran’ da peygamberimize geleceğin bilgisini ne zaman verdiğini bildirmiş, bunun dışında peygamberimizin geleceği bilemeyeceğini “de ki” emriyle ona da söylettirmiştir.

maalesef kütub-i sitte adı verilen meşhur hadis kitapları olmak üzere, bütün uyduruk hadis kitapları kuran’ da anlatılan bu olayların dışında, kuran’ a ters ve aykırı olarak, kuran ve peygamberimiz kendileriyle çelişiyormuş gibi, peygamberimizin gelecekten haber verdiğine dair bir çok rivayet nakleder. kuran, kendisiyle çelişmekten, peygamberimiz Allah’ ın emri ve bilgisine karşı çıkmaktan münezzehtir. bu rivayetlerin hepsi yalandır.
“Adı sanı ne olursa olsun, hiç kimse “gayb”i bilemez. “Gayb”i bilmek Allah’ın tekelindedir. Anlatılan ve yazılan aksi bilgilerin hepsi yalan ve uydurmadır. Bu yalan ve uydurmalar istismar amacıyla yüzyıllardır tedavülde tutulmaktadır.
Allah’a (Kur’an’a) ve peygamberimize rağmen “gayb”in bazı kimselerce bilinebileceği şeklindeki sapık inanış maalesef cahil kitleler arasına yerleşmiştir.
Nasıl ki bizzat Yüce Allah çocuk edinmediğini ilân etmesine ve bunlardan münezzeh olduğunu bildirmesine rağmen, Hıristiyanlar “İsa Allah’ın oğludur”; Yahudiler de “Üzeyr Allah’ın oğludur” dedikleri için kâfir oluyorlarsa (Tövbe/30, Maide/72); Kur’an’ın Allah’tan başka kimse gaybi bilmez, bilemez” demesine rağmen, peygamberimizin veya başka herhangi birinin “gaybi bildiğinin” ileri sürülmesi de aynı şekilde kâfirliktir. Bunun bu kadar büyük bir dinî cürüm olmasının nedeni, gaybi bildiği iddia olunan şahıslar üzerinden hem dinin inanç ilkelerinin zarar görmesi, hem de bu tür şahıslara manevi nüfuz sağlanarak onların üzerinden sosyal hayatın imkânlarını kullanmayı sağlayacak iğrenç istismarlara zemin hazırlanmasıdır.” (Hakkı Yılmaz - İşte Kuran)
Buraya kadarki kısımdan sonra, şimdi hayatımızın içine çeşitli “masum” görünüşlü şekillerle sızan “gaybı bilme / bildirme” şarlatanlıklarına bakalım…
RÜYALAR GELECEKTEN HABER VERİR Mİ?
hepimizin başına gelmiştir. garip bir rüya görürüz, sabah uyandığımızda dahi etkisinden kurtulamayız. anlattığımızda, çevremizdekiler çeşitli yorumlar getirirler. bu yorumlar nedense her kaynakta, her kişide değişiklik gösterir. örneğin google’ da basit bir arama yapın. rüya tabiri sitelerine girin, en basit bir şeyin anlamına bir kaç sitede bakın, mutlaka farklılık gösterecektir.
öncelikle şunu söyleyelim; rüyalar tamamen psikolojik hadiselerdir. modern bilim, rüyalar konusunda binlerce yıl öncesine oranla hayal dahi edilemeyecek gelişmeler kastedilmektedir. günümüzde bilim adamları, görülen rüyaların televizyon yayını gibi kaydını ve sonra aynı şekilde izlenebilinmesini dahi başarabilecek başarılara imza atmaktadırlar. rüyaların psikoloji ile ilişkisi konusunda bilimsel ve pozitivist bir çok adım atılmış, insanların neden rüya gördükleri, rüyalarda görülen şeylerin alt bilinç ve üst bilinçteki açıklamaları gibi konularda artık “sır” gibi görünen şeyler bilimsel temellere oturtulmuştur. rüyalarda sembolize edilen örneğin bir “kalem” in, bilinçaltımızda neyi sembolize ettiği psikanaliz uzmanları tarafından tespit ve tahlil edilebilmektedir.
rüyaları tabir etmek için hurafeler ve uydurmalarla dolu fal kitaplarına değil, modern bilim ve tıbba müracaat etmek gerekir.
kuran, her konuda olduğu gibi bu konuda bilimi teşvik eder ve destekler, doğrular.
yaygın bilinenin aksine, kuran’ da “rüya tabiri” ya da görülen rüyaların geleceğe ilişkin haber vermesi geçmemektedir.
yusuf peygamber’ in kıssasında kuran’ da anlatılan şey, “rüya ile geleceği görmek” değildir, yukarıda detaylıca incelendiği gibi, Allah’ ın peygamberine gaybın bir kısmını vahyetmesidir.
yusuf peygamber rüya GÖRMEMİŞTİR.
kuran dilinde, türkçe’ de “rüya görmek” olarak adlandırdığımız şeyin ismi “uykuda görmek” tir. kuran’ da bu tabir “fi’i-menami” kelimesiyle kullanılır.
bu şekilde kuran’ da iki defa “görülen rüya” dan bahsedilir. biri ibrahim peygamber’ in rüyasıdır :

“Onunla birlikte çalışma çağına varınca, “Oğlum,” dedi, “Rüyamda seni boğazlamam gerektiğini görüyorum. Ne düşünüyorsun?” “Babacığım,” dedi, “Sana emredileni uygula. ALLAH dilerse beni sabırlı bulacaksın.”” (37:102)

bir diğer rüya ise kuran’ da şu şekilde geçer :

“ALLAH onları rüyanda sana az gösteriyordu. Onları sana çok gösterseydi, dağılacak ve o konuda çekişip duracaktınız. Fakat ALLAH (sizi) kurtardı. O, göğüslerin özünü bilendir.” (8:43)

yusuf peygamber’ in kıssasında anlatılan ve geleneksel çevirilerde bugüne kadar hep “rüya” olarak belirtilen görüntüler, rüya değildir.
yusuf kıssası’ nda ilk “görüntü” den bahsedilirken kuran dilinde “görmek”, bildiğimiz “gözle görmek” anlamına gelen “raeytü” fiili iki kez kullanılarak vurgulanmıştır.

“Yusuf, bir zamanlar babasına: “Babacığım, on bir gezegeni, güneşi ve ay’ı gördüm, onların bana secde ettiklerini gördüm” dedi.” (12:4)

yusuf peygamber’ in gördüğü bu görüntü, rüya değildir. iki defa “görmek” fiili kuran dili ile “gözle görmek” manasında kullanılmış ve vurgulanmıştır. yusuf peygamber bu görüntüleri uyanıkken görmüştür.
ayetin devamında, yusuf peygamber’ in babası yakup peygamber, oğlunun gördüğü bu “görüntüyü” değerlendirir.

“(Babası Yakup:) “Yavrum,” dedi, “Rüyanı kardeşlerine anlatma, olur ki sana karşı bir plan kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır.” (12:5)

ayette, yusuf peygamber’ in gördüğü “görüntü” için “rüya” kelimesi kullanılmıştır. ancak bu “rüya” kelimesi, bizim türkçe’ de kullandığımız anlamda “rüya” değildir. kuran dilinde, bizim türkçe’ de rüya ismini verdiğimiz şey yukarıda açıkladığımız gibi “uykuda görmek” olarak geçmektedir. bu yanlış / farklı isimlendirme, anlamlandırma ayetin esas anlamını görmemizi engellemektedir.
yusuf peygamber, uyanıkken bir çeşit görüntü görmüştür. yukarıda incelediğimiz ve anlattığımız gibi, Allah bilinmeyenlere ve geleceğe ilişkin bazı bilgileri, dilediklerine vahyedebilir. yani yusuf peygamber’ in gördüğü bu görüntü, vahiydir. Allah tarafından vahiy, görüntü olarak ona gösterilmiştir.
nitekim, yusuf peygamber’ in kendisi de bir peygamber olan babası yakup, oğlunun gördüğü bu görüntüyü kesin olarak yorumlayamamış, sadece bunun bir “vahiy” olduğunu anlamış ve diğer oğullarının yusuf’ u kıskanıp ona kötülük edebileceklerini tahmin ederek oğlunu uyarmıştır.
buradan anlaşılmaktadır ki, bu çeşit görüntülerin tevili ve tahlili, peygamber dahi olsa insanların kendi elinde, hikmeti ve gücünde değildir. vahiy, Allah ile vahyettiği kulu arasındaki doğrudan iletişimdir.
Allah’ ın kullarına “vahyettiği” bilinmeyenlere ve geleceğe ilişkin bilgiler, bir başkası tarafından yorumlanıp tahlil edilemez. bunu bir “peygamber” bile başaramamış, sadece tahminde bulunmuştur.
nitekim, kuran’ da yusuf kıssasında anlatıldığı gibi yakup peygamber’ in bu tahmini doğru çıkmış, kardeşleri yusuf peygamber’ i kıskanarak ona kötülük etmişlerdir.
yusuf peygamber’ in aldığı vahye, yani gördüğü görüntüye babası yakup peygamber kesin yorum değil tahmin yapmıştır. ve bu görüntünün yorumlanması bilgi ve yeteneğini de Allah’ ın yusuf peygambere vereceğini dile getirmiştir.

““Böylece Rabbin seni seçmekte, sana olayların yorumunu öğretmekte ve daha önceki ataların İbrahim ve İshak’a nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakup ailesine de tamamlamaktadır. Rabbin Bilendir, Bilgedir.”” (12:6)

nitekim yusuf suresi’ nin devamında öğrendiğimiz gibi, yusuf peygamber bu gördüğü görüntüyü tahlil ve tevil edebilmiştir :

“Ana ve babasını tahtın üzerine kaldırdı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: “Babacığım, bu, önceden görmüş bulunduğum rüyanın gerçekleşmesidir. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra O beni hapishaneden çıkararak ve sizi çölden getirerek bana iyilikte bulundu. Gerçekten Rabbim dilediğine karşı çok şefkatlidir. O, Bilendir, Bilgedir.”” (12:100)

burada da kullanılan “rüya” kelimesi, bizim türkçe’ de kullandığımız anlamda “rüya” değildir, uyanıkken görülen görüntüdür.
bu çeşit görüntülere parapsikolojide “vizyon” (vision) denilmektedir. örneğin en ünlü kahin olarak bilinen nostradamus da kehanetlerini uykuda değil, uyanıkken birden gözünün önüne gelen görüntüler olarak gördüğünü söylemiştir. bu şekilde uyanıkken çeşitli görüntüler (vizyonlar - kuran dilinde rüyalar) gördüklerini iddia edenler vardır. ancak kuran tarafından bildirilmektedir ki, bu çeşit bir rüya-vizyon görümü, ancak Allah tarafından “vahyedilmeyle” olur.
yusuf kıssası’ nda yusuf peygamber’ in atıldığı zindanda, zindan arkadaşlarının ve daha sonra hükümdarın gördüğü görüntüleri yorumlaması da anlatılır. surenin başında bize öğretildiği üzere, Allah yusuf peygamber’ e “vizyonlar” göstermekle birlikte, bunların yorumunu yapma becerisini de bahşetmiştir ve bu sadece ona verilen bir özelliktir.
peki, bu çeşit “vizyonlar” yani “uyanıkken görüntüler”, kuran diliylee “rüyalar” görmek Allah tarafından bahşedilen bir “vahiy” ise zindandaki iki suçlu ve mısır ülkesinin hükümdarı da bu çeşit görüntüleri nasıl görebilmişlerdir?
bu konuda hakkı yılmaz, tebyin’ul kuran isimli dev eserinin yusuf suresi’ ni yorumladığı bölümünde, “bu çeşit vizyonlar görmek, o zaman o coğrafyada yaygın bir şey olsa gerektir. nasıl ki musa peygamber sihrin ve sihirbazlığın yaygın olduğu devirde, sihirler ile mucizeler gösterdiyse, yusuf peygamber’ in yaşadığı zaman ve coğrafyada da bu çeşit görüntüler görmek yaygındır ve yusuf peygamber bunları doğru yorumlayarak mucizesini göstermiştir” dese de, ben aynı kanaatte değilim.
başından beri söylediğimiz üzere, bu çeşit görüntüler görmek, tamamen Allah’ ın bilgisi ve takdiri ile gerçekleşir ve bunlar birer “vahiy” dir.
bu halde, yusuf peygamber’ den başka iki zindan mahkumu ve bir hükümdarın da Allah’ tan vahiy almış olması söz konusu olsaydı, yüce Allah, tam ve eksiksiz kitabı kuran’ da bunu bize mutlaka bildirirdi.
yorumumuza göre, bu görüntüler, o kişilere, Allah tarafından, yusuf peygamber’ in tahlil edebilmesini sağlamak amacıyla gösterilmiştir. yani o kişiler amaç değil, araçtır. o kişilerin bu vizyonların aracı olarak kullanılmasının sebebi, Allah’ ın en başından beri işleyen ilahi takdirinin maddi alemde yerine gelebilmesini sağlamaktır. yani yusuf peygamber, zindan arkadaşlarına gösterilen iki görüntüyü doğru tahlil ederek hükümdar tarafından farkedilmiş, hükümdara gösterilen görüntüyü doğru tahlil ederek mevki sahibi olmuş ve kardeşlerinin oyununu ortaya çıkarmış, babasına kavuşmuştur.

“Onunla birlikte hapishaneye iki genç adam da girdi. Onlardan biri: “(Rüyamda) kendimi şarap yaparken gördüm” dedi. Diğeri: “Ben de başımın üzerinde ekmek taşırken kendimi gördüm, onu kuşlar yiyordu. Bunların yorumunu bize bildir. Seni iyilerden görüyoruz.”” (12:36)
““Size ayrılan karavana yemeği elinize geçmeden önce size onun yorumunu bildirebilirim. Bunlar, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, ALLAH’a inanmayan bir toplumun dinini terk etmiş bulunuyorum, onlar ahiret konusunda da inkarcıdırlar.”” (12:37)

görüldüğü gibi, iki mahkumun gördüğü görüntüler, “uyanıkken görme” fiiliyle vurgulanmıştır. parantez içinde verilen “rüya” kelimesi, yukarıda defalarca tekrar ettiğimiz gibi, türkçe’ de kullandığımız şekliyle uykuda görülen görüntüler değil, uyanıkken görülen görüntüleri anlatır. ve yusuf peygamber bu görüntüleri yorumlamanın Allah tarafından kendisine verilen bir özellik olduğunu bildiriyor.
daha sonra yusuf peygamber’ in iki yorumu da doğru çıkıyor, mahkumlardan biri idam edilirken, diğeri serbest kalıyor. ve ülkenin hükümdarı da bu çeşit bir görüntüye maruz kalıyor.

“Kral dedi ki: “Rüyamda yedi semiz inek görüyorum, onları yedi zayıf inek yiyor; ayrıca yedi yeşil ve yedi kuru başak… Ey seçkinler, rüyaların yorumunu yapabiliyorsanız bu rüyamı bana çözüverin.“” (12:43)
““Karmakarışık rüyalardır bunlar. Biz böyle rüyaların yorumunu bilmeyiz,” dediler.” (12:44)

yusuf peygamber’ in daha önce doğru tahlil ettiği görüntüler sayesinde, mahkumlardan serbest bırakılanı yusuf’ u hatırlıyor ve onu zindandan çıkararak hükümdara getiriyor. yusuf peygamber, hükümdarın gördüğü görüntüyü de doğru tahlil ediyor.

“(Zindana gidip:) “Yusuf, ey can arkadaşım, bize yedi sıska inek tarafından yenen yedi semiz inek, yedi yeşil ve kuru başak hakkında açıklama getir de halka bilgi vereyim.” / “Dedi ki: “Yedi yıl boyunca ekip biçtiğinizi, yediğiniz az bir kısmının dışında, başaklarında bırakıp depolayın.” / “Sonra, onun ardından yedi kurak (yıl) gelecek ve sizin depoladığınızın az bir bölümü hariç, o yıllar için önceden biriktirdiklerinizi yiyip bitirecektir.”” / ““Ondan sonra ise öyle bir yıl gelir ki onda halk ferahlanacak ve onda (meyve) sıkıp, (hayvan) sağacaklar.”” / “Kral, “Onu bana getirin,” dedi. Elçi ona gelince (Yusuf,) “Rabbine dön ve parmaklarını kesen kadınların durumunu ondan sor. Kuşkusuz benim Rabbim, onların entrikalarını bilir,” dedi.” (12:46-47-48-49-50)

görüldüğü gibi yusuf peygamber’ in, Allah tarafından iki aracıya (mahkuma) gösterdiği görüntüleri yine Allah tarafından kendisine verilen yeteneği kullanarak tahlil edebilmesi, hükümdara gösterilen görüntüyü tahlil edebilmesine sebep olmuş, bu şekilde zindandan kurtulmuştur.
buraya kadar olan kısmı toparlarsak;
1- kuran’ da, bizim türkçe’ de kullandığımız anlamıyla “uykuda görülen görüntüler”, “uykuda görmek” kelimesiyle anlatılır. bunlar tamamen psikolojik hadiselerdir. metafizik bir yanı yoktur.
2- kuran’ da “rüya” kelimesiyle anlatılan şey, uykuda değil uyanıkken görünen görüntüler, yani vizyonlar, bazen halüsinasyon olarak tanımlanan olaylardır. buradaki anlam karmaşası, yüzyıllardır yanlışlığa neden olmuştur. bunun tek sebebi, kuran dilini önemsememek, dinde dil kavramını göz ardı etmek ve kuran’ a değil hurafelere, masallara önem vermektir.
3- kuran’ da “rüya” ismi verilen bu uyanıkken görünen görüntüler, aslında birer vahiydir. bazı müstesna hallerde, bu görüntüler başka kişilere de gösterilebilir. ancak bu, o kişilerin vahye muhattap olduğunu ya da geleceği / bilinmeyenleri bilecekleri anlamına gelmez. o kişiler birer araçtır.
4- Allah, bu görüntüleri tahlil etme yeteneğini dilediği belli kullarına verir. kimsenin kendi hikmeti ve gücüyle bu görüntüleri tahlil ve tevil etme durumu yoktur. nitekim bu tip görüntüleri, bir başka peygamber (yakup) dahi tahlil edememiş, sadece tahminde bulunabilmiştir.
bu çeşit görüntüler gördüğünü, ister rüyada olsun ister uyanıkken, bunlar sayesinde gelecekten haber verdiklerini ya da bilinmeyenleri bildiklerini iddia edenler, Allah’ tan vahiy ve yakup peygamber’ e dahi verilmeyen bir yetenek aldıklarını iddia etmektedirler. kasıtlı olsun ya da olmasın, bu ağır ve ciddi bir iddiadır. bu kişilerin, söyledikleri sözlerin ve iddiaların bu ağır anlamını tartmalarında ve yalanlarından vazgeçmelerinde kendileri için fayda vardır.
nitekim, rüyaların gelecekten haber veremeyeceği, peygamberimizin kuran’ da anlatılan rüyasıyla da görülmüştür.
peygamberimizin dahi gördüğü rüya gerçek çıkmamış, bunun aksi meydana gelmiştir.

“ALLAH onları uykunda (rüyanda) sana az gösteriyordu. Onları sana çok gösterseydi, dağılacak ve o konuda çekişip duracaktınız. Fakat ALLAH (sizi) kurtardı. O, göğüslerin özünü bilendir.” (8:43)

nitekim, eğer rüyalar “sadık” yani “doğru” olsa ve gelecekten haber verseydi, en başta peygamberimizin gördüğü rüyanın doğru çıkması gerekirdi.
oysa peygamberimiz, Allah tarafından sayılı kullarına bahşedilen bu nimet ve vahyin muhattabı olarak, yusuf peygamber gibi “uyanıkken” geleceğe ilişkin bazı bilgileri, görüntü yoluyla alabiliyordu.

“ALLAH elçisinin rüyasını (gördüğü şeyi) gerçekleştirdi: “ALLAH dilerse, güvenlik içinde, başlarınızı (saçlarınızı) tıraş etmiş ve kısaltmış olarak Kutsal Mescide gireceksiniz. Bir korku duymayacaksınız. Sizin bilmediklerinizi bildiğinden, size bundan önce acil bir zafer hazırlamıştır.”” (48:27)

rüya kelimesinin kuran dilinde ne anlama geldiğini yukarıda çok kez açıkladık.
peygamberimiz mekke’ nin fethini, uyanıkken, vizyon olarak görmüş ve bu gerçekleşmiştir. bu Allah tarafından verilen bir vahiydir. nitekim peygamberimizin bu görüntüyü tahlil ve tevil ettiği belirtilmemiştir, bunu görüntü olarak görmüştür ve gerçekleşmiştir.
özetle tekrar toparlayacak olursak :
1- rüya ile geleceği görmek mümkün değildir. rüyalar geleceğin habercisi olamaz. rüyalar ancak psikolojik birer hadise olarak geçmişin, içinde bulunulan anın alt bilinç ve üst bilinç açısından bir çeşit yorumu olabilir.
2- uyanıkken görülen görüntüler yoluyla geleceği görmek Allah tarafından seçilmiş bazı kullarına verilen bir özellik ve vahiydir. bu, peygamberlik mertebesidir. hatta her peygambere verilen bir özellik de değildir.
ister rüyada olsun, ister uyanıkken, gördüğü görüntülerle geleceği bildiğini veya başkasının rüyada ya da uyanıkken gördüğü görüntüleri yorumlayarak gelecekten haber verdiğini iddia eden kişi, yakup peygamber’ e bile verilmeyen, yusuf peygamber’ e, peygamberimize bahşedilen yeteneğe sahip olduğunu iddia etmektedir. kısacası, yalancıdır.
KAHVE, TAROT, İSKAMBİL, SU FALI VS ŞEKİLLERLE GELECEĞİ BİLMEK MÜMKÜN MÜ?
konumuzun en başında defalarca söylediğimiz gibi, gelecekten haberdar olma ya da bilinmeyeni (gaybı) bilme ancak ve ancak vahiy yoluyla mümkün olur. bu şekilde gelecekten haberdar olduklarını iddia edenler, Allah’ tan gaybın bilgisini vahiy olarak aldıklarını iddia etmektedirler. yani yalancıdırlar.
en doğrusunu tabi ki Allah bilir.
—-
gayb konusunda detaylı bilgi ve yazının başında sözü edilen “gaybı sadece Allah’ ın bildiği, bazı seçtiği elçilerine bu gayb haberlerinden bir kısmını vahiy olarak bildirdiği” ile ilgili ayetlerin tam listesi için hakkı yılmaz’ ın işte kuran’ daki yazısı.