27th
şirkin çarklarından şirk fetvası
imam efendi “milli piyango oynamak, puta tapmakla aynı şey” demiş…
bu defa habere haberci olarak değil, “bilirkişi” olarak müdahil olduk…
haberi burada ve burada
konuyla ilgili verdiğim beyanat bu yazının devamında…
Kaan Göktaş – Din Araştırmacısı – Yazar : “Bakara Suresi’ nde konuyla ilgili olarak, mealen ‘Sana sarhoş edicilerden ve kumardan sorarlar: “O ikisinde büyük bir günah ve insanlar için yararlar var; ancak günahları yararlarından daha büyüktür,” de.’ denir. Ayette açıkça görüleceği gibi içki de, kumar da yararı da, günahı da olan şeylerdir. Buradaki ince farklara dikkat etmek lazım; birincisi yararla zarar, sevapla günah birbirinin zıttıdır. Yararla günah birbirinin zıttı değildir. Ayette birbirinin zıttı olan kavramlar kullanılmamıştır. Yani ‘zararı da faydası da var’ veya ’sevabı da günahı da var’ denmiyor. Bu tür bir zıtlık zaten Kuran’ ın çelişmezlik özellik ve ilkesine ters düşerdi. Yararlı olan şeylerin fazlası veya bir kısmı günah olabilir. Örneğin içkinin belli bir miktarının yararlı olduğunu, bazı hastalara tavsiye edildiği tıpça onaylanmıştır, ama bunu aşırıya kaçırmak ve zarara neden olmak insanın elindedir. Kumarın da aşırıya ya da zarara neden olması insanın elindedir, bundan fayda sağlamak da insanın elindedir. İkinci ve en önemlisi olarak; Kuran ‘kumar haramdır’ demiyor, ‘günahtır’ diyor. Haram ile günah kavramları birbirinden ayrıdır. Haram koşmak sadece Allah’ a aittir. Ve Allah nelerin haram olduğunu, nelerin olmadığını en açık şekilde, eksiksiz, tam, açık ve değişmez olduğunu söylediği Kuran’ da belirtmiştir. Kumar haram değil, günahtır. Ancak haram olmayan bir şeye “haram” demek haramdır. Allah adına haram koşmaktır. Kumar, günah olarak nitelenmiştir. Allah Kuran’ da “kendisine eş koşmak” haricinde yani “şirk” haricinde diğer tüm günahları affedebileceğini söylemiştir. Bu Allah’ ın “rahman” sıfatının tecellisidir. Ancak, Allah’ ın iradesine karşı çıkıp, onun “haram” demediği şeyi haram ilan etmek, “farz” ilan etmediği şeyi “farz” koşmak, “günah” demediği şeyi günah, “sevap” demediği şeyi sevap ilan etmek, kendini Allah yerine koşmaktır. “Puta tapmak” ile sembolize edilen şey sadece heykellerin, resimlerin önünde secde etmek değildir. Puta tapmak yani şirk koşmak, Allah’ tan başkasından af, rızık beklemek, Allah’ tan başkasından medet ummak, Allah’ tan başkasının haram koştuğu şeylerden sakınmak, Allah’ tan başkasının sevap ilan ettiği şeyleri yapmaktır. Bu durumda, “kumar haramdır” demek, Allah’ ın yerine, haddi aşarak bir şeyi haram ilan etmektir. Yani kumar oynamak haram değildir, hele şirk koşmak hiç değildir, ama kumar oynamayı haram ilan etmek, kumar oynayanları puta tapanlarla eş değer tutmak, Allah’ a şirk koşmaktır, haramdır.
“İnananlar, ALLAH’ın size helal yaptığı iyi şeyleri haram etmeyin. Sınırı aşmayın. ALLAH sınırı aşanları sevmez.” (Maide Suresi, 85)
Allah adına kurallar koyan din adamları insanların en kötüsü olarak tanıtılır Kuran’da. Allah’ ın kolay olan dinini yaşanmaz bir angarya haline dönüştürmek isteyen şeytan, tarih boyunca din adamlarını kullanarak bu amacına ulaşmıştır.
“… (Çeşitli haramları) O’na yakıştırdılar. Onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.” (En’am Suresi, 138) ,
“Cehaletleri yüzünden ALLAH’a iftiralar ederek çocuklarını budalaca öldürenler ve ALLAH’ın kendilerine verdiği rızıkları haram edenler kaybetmişlerdir, şaşırmışlardır. Doğruyu göremezler.” (En’am Suresi, 140) ,
“De ki: “Bana vahyedilende, yiyen birisi için şunların dışında haram edilmiş bir madde bulamıyorum: (1) Leş, (2) akıtılmış kan, (3) domuzun eti -ki pistir-, (4) ALLAH’tan başkasına sapıkça adanmış yiyecekler.” Zorda kalan bir kimse, istekli olmaz ve sınırı aşmazsa kuşkusuz senin Rabbin Bağışlayandır, Rahimdir.” (En’am Suresi, 145) ,
“Ortak koşanlar, “ALLAH dilemeseydi, ne biz, ne atalarımız ortak koşmaz ve hiçbir şeyi de haram etmezdik,” diyeceklerdir. Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar aynı şekilde yalanlamışlardı. De ki: “Yanınızda bize göstereceğiniz herhangi bir bilgi var mı? Siz ancak zanna (şüpheli ve çelişkili rivayetlere) uyuyorsunuz ve siz sadece tahminde bulunuyorsunuz.”” (En’am Suresi, 148) ,
Hadis ve sünnet kitaplarını Allah’ın kelamına ortak koşanlar Allah’tan başka hüküm kaynakları oluşturarak, Allah’ ın haram etmediği birçok şeyi yasaklamışlardır. Kendilerinden önceki müşrikler gibi bu iddialarını Allah’ a mal etmektedirler. Kuran’da çizilen müşrik/putperest portresi evrensel bir portredir.
“De ki: “ALLAH’ın şunu haram ettiğine tanıklık edecek tanıklarınızı getirin.” Tanıklık ederlerse onlarla beraber tanıklık etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların keyfine uyma. Onlar, Rab’lerine başkalarını eş koşmaktadırlar.” (En’am Suresi, 150)
Allah’ ın haram etmediği sayısız şeyi haram eden mollalarla bu konuyu tartışırken En’am Suresi’ nin 145. ayetinden itibaren okumaya başlayıp 150. ayete gelince durun ve ayetteki bu soruyu kendilerine yöneltin. Cevap olarak size hadis kitaplarının veya mezhep alimlerinin isimlerini sayarlarsa kendilerini ayetin devamıyla mahkum edin.
“De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram ettiğini söyleyeyim: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya iyi davranın. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. Büyük günahların açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve ALLAH’ın kutsal saydığı cana haksız yere kıymayın. Bunlar, düşünesiniz diye O’nun size verdiği öğütlerdir.” (En’am Suresi, 151) ,
“De ki: “ALLAH’ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?” De ki: “Onlar dünya hayatında inananlar içindir, ahirette ise sadece onlar içindir.” Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız.” (Araf Suresi, 32)
Bu ayet, uydurma hadislerle haramlar koşan ruhbanları hedeflemektedir. Ahirette sadece inananlara verileceği açıklanan şeyleri (18:31; 22:23; 35:33) dünya hayatında da yasaklamayan Kuran’a rağmen onları yasaklayanlar putlaştırdıkları Muhammed Peygamber tarafından Allah’ a şikayet edileceklerdir. (25:30)
“Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü “Bu helaldir, bu haramdır,” demeyin. Böylece ALLAH’a yalan yakıştırmış olursunuz. ALLAH’a yalan yakıştıranlar başarıya ulaşamazlar.” (Nahl Suresi, 116) ,
“Yoksa ALLAH’ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.” (Şura Suresi, 21)
Günümüz “Müslümanlarının” bildiği ve uygulamaya çalıştığı İslam, yüzyıllar boyu, din adamlarının uydurdukları kurallarla öylesine bozulmuştur ki Muhammed Peygamber’ in bildirdiği İslam diniyle ilgisi kalmamıştır. “Ulema” geçinen din adamları, o kadar çok şeriatlar, haramlar, çarşaflar, peçeler, gıdasal yasaklar, sakallar, sarıklar, istincalar, istibralar, misvaklar, sağ ayaklar, sol ayaklar, hadisler, sünnetler, şefaatler, hazretler, efendiler, kerametler, melanetler, evliyalar, şerifler, seyyitler, hırka-i şerifler, kıl-ı şerifler, takiyyeler, takkeler, tespihler, tekkeler, mezhepler, tarikatlar, şatahatlar, muskalar, istihareler, hülleler, hileler, türbeler, nafileler, mekruhlar, menduplar, sevaplar, müstehaplar, fetvalar ve palavralar uydurmuşlardır ki İslam dinini yaşanması felaket getiren bir şirk dinine çevirmişlerdir. Müslüman halkların dünyanın bu kadar gerisinde kalmalarının en önemli sorumluları bu müşrik din adamları ve onları kullanan politikacılardır. Tanrı bu durumu düzeltmek ve mesajını hurafe ve bidatlerden arındırmak için “büyüklerden biri” diye nitelediği mesajı gönderdi bize.
“Derler ki, “Rabbimiz, sadatlarımıza/şeyhlerimize ve büyüklerimize uyduk; onlar da bizi yoldan saptırdılar.”” (Ahzab Suresi, 67) ,
“Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih’i ALLAH’tan ayrı rabler edindiler. Oysa, yalnız tek Tanrı’ya kulluk etmekle emredilmişlerdi. O’ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir.” (Barae Suresi, 31)
Din sadece Allah’ındır. Falanın filanın fetvalarını din edinmek şirktir.